FON İLE BORÇ VERMEK CAİZ Mİ?

Merhaba, Bir kişi benden borç talep etti. Talep esnasında nakit param bulunmuyordu; ancak bankada İslami esaslara uygun bir yatırım fonunda birikimim vardı. Kendisine bu durumu bildirdim. O da, ihtiyaç duyduğu tutar kadar fonu bozarak kendisine vermemi, daha sonra herhangi bir zarara yol açmadan aynı şekilde yerine koyacağını ifade etti. Bunun üzerine fondan belirli bir adet bozdum ve yapılan bozum işlemine ait ekran görüntüsünü (fonun adı, bozum adedi ve işlem tarihi açıkça görülecek şekilde) kendisiyle paylaştım. İlgili kişi, borç tutarını tarafıma zaman içerisinde parça parça gönderdi. Her ödeme sonrası, gönderilen tutar kadar aynı fondan yeniden alım yaptım. Gün sonunda, ana para tutarı itibarıyla ödeme tamamlanmış olmakla birlikte, başlangıçta bozulan fon adedi ile mevcut fon adedi arasında eksiklik oluştuğu görülmektedir. Bu durumda, eksik kalan fon adedinin kendisinden talep edilmesi ribâ (faiz) kapsamına girer mi? Bu durum karşısında nasıl bir yol izlemem uygun olur? Bilgilendirmenizi rica ederim. Saygılarımla.

Karz (Borç) akdinde esas olan geri ödemenin borç alınan cinsten eşit olarak yapılmasıdır. Eğer borç TL olarak verildiyse TL olarak alınmalı, altın olarak verildiyse de altın olarak aynı miktarda alınmalıdır. Ancak borcun ödeneceği vakit borçlu ödemeyi başka bir para birimi veya değer ölçütü üzerinden yapmayı ister alacaklı da buna rıza gösterirse borç verilen tutarı aşmamak kaydıyla o günkü kur veya değer üzerinden ödeme yapılması da caizdir. Bu hususta Din İşleri Yüksek Kurulu'nun (DİYK) da fetvası bulunmaktadır (https://kurul.diyanet.gov.tr/soru/vadeli-satis-veya-borc-karz-akdinde-borcun-baska-bir-para-birimiyle-odenmesi-caiz-midir/0193c42d-97c9-7f67-8c19-4f6810d5b04e). Burada dikkat edilmesi gereken husus böyle bir ödeme şeklinin akitte “baştan şart koşulmamış” olmasıdır. Böyle bir şart karz akdinin endekslenmesi problemini doğurmaktadır ki Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi (UİFA) ve AAOIFI gibi kurullar borcun endekslenmesini caiz kabul etmemektedir. UİFA'nın 42 (4/5), 75 (6/8) ve 115 (9/12) kararları ve AAOIFI'nin karz ile ilgili standartları büyük ölçüde belirsizlik içerdiği ve faize yol açabileceği endişeleriyle borcun endekslenmesini caiz görmemektedir. Dolayısıyla kişinin elindeki herhangi bir değer saklama aracını bozdurması veya elindeki mevcut nakit parayı vermesi arasında bir fark gözetmeksizin borcun ödeme zamanında başka bir cins ile ödenmesini “baştan şart koşmuş” olması problemlidir ve caiz görülmemiştir. Bu bilgiler çerçevesinde soruda tasvir edilen durumu şu şekilde değerlendirmek mümkündür;

  • İslami yatırım fonlarına endekslenerek bir karz akdi gerçekleşmiştir. Bu durum Hanefi mezhebinin akit anlayışı çerçevesinde "fasit" bir akit olarak kabul edilir. Zira akdin gereği olmayan (bu örnekte endekslenerek ödeme şartı) şartlar akdin fasit olmasına sebep olmaktadır. Böyle bir durumda akit geçerli şart geçersiz olarak kabul edilmektedir yani verilen borç TL olarak verilmiştir ve ödemesi de verilen TL'ye eşit olarak yapılmalıdır. Bu noktada borçlunun sorumluluğu borcunu aldığı cinsten aynı miktarı vadesine uygun ödemektir. Akdin sonucuna baktığımızda borçlu sorumluluğunu yerine getirmiş ve TL olarak eşit miktarda ödemesini gerçekleştirmiştir. Bozdurulan fon adedini tekrar geri almayı sağlayacak şekilde ödeme yapmaya zorlanamaz. Ancak şu da bir gerçektir ki enflasyonun hissedilir derecede paranın değerini düşürdüğü dönemlerde borç ödemelerinde enflasyondan kaynaklanan değer kaybını telafi ederek borçları ödemek ve bunu baştan akit içerisinde şart koşmak caizdir. Bu hususta Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Danışma Kurulu (https://tkbb.org.tr/danisma-kurulu/kararlar/Enflasyona_Endeksli_Katilim_Bankasi_Hesaplari), DİYK ve UİFA'nın açıkça fetvası bulunmakta ve bu görüş de Hanefi mezhebinde müfta bih olan Ebu Yusuf'un görüşüne dayandırılmaktadır. Buna göre borçlunun aynı miktarda fon alımını sağlamasının gerekli olmadığı ve fakat enflasyondan kaynaklanan değer kaybını tazmin etmesinin hakkaniyete daha uygun olacağı ifade edilebilir. 
14.01.2026
Dr. İsmail BEKTAŞ
Kaynak:
Dr. İsmail BEKTAŞ