Kurban Nisabına Ulaşanın Zekat Durumu Nedir?

1. Soru: İyi günler. Ben maddi durumu iyi olmayan ve normalde zekât ve sadaka kabul eden birisiyim. Yakın zamanda babam vefat etti ve ondan geriye bir ev kaldı. Evin tapusu; ben, diğer iki kardeşim ve annemin üzerine olmak üzere 4 hisse şeklinde paylaştırıldı. Evde annem oturmaya devam edecek. Biz de bazen yanına gidip kalıyoruz ve evi satmayı düşünmüyoruz.

Babamın emekli ikramiyesi de bize kaldı ve bu miktarı annem ve kardeşlerimle paylaştık. Bu para biraz yüklü olduğu için kendi biriktirdiğim parayla birleşince, elimdeki tutar nisap miktarını (85 gram altın civarı) biraz geçti. Bu parayı araba almak ve TOKİ'ye başvurmak için kullanmak istiyorum. Bu harcamaları yaptıktan sonra elimde yine az bir miktar kalacak.

Benim sorum şu: Elimde az bir para kaldıktan sonra yeniden zekât ve sadaka alabilme şartlarını taşıyor olacak mıyım? Zira bazı hocalarımız, "Elinde az para kalsa da babandan miras kalan evdeki hissen (satıldığı takdirde) nisap miktarına ulaşıyor. Ev satışta olmasa, yani ticarete konu edilmese dahi kurban nisabına ulaştığın için artık zekât alamazsın," dediler. Gerçekten durum böyle midir? Ayrıca TOKİ ödemeleri başladığında (ev iki yıl sonra teslim edilecek), bu durumun benim zekât alabilme şartlarıma etkisi ne olur?

2. Soru: Fakir ve dul bir akrabama diğer akrabalarımız zekâtlarını veriyorlardı. Ancak bu akrabamızın babasından miras kalan bir arazide hissesi olduğunu öğrendik. Arazi uzun yıllardır satışta olmasına rağmen satılamıyormuş ve bu yüzden ellerine herhangi bir maddi getiri geçmiyormuş. Eğer arazi satılırsa, bu kişiye düşecek hisse büyük ihtimalle nisap miktarından fazla olacaktır.

Şimdi bu kişi, böyle bir arazide hissesi olduğu için "kurban nisabına" ulaşmış sayılıp zekât alamaz duruma mı düşmüştür? Şayet öyleyse, şimdiye kadar bu kişiye verilen zekâtların dinî hükmü nedir?

1. Sizin Durumunuz: Ev Hissesi, Araba ve TOKİ Borcu 

İslam hukukunda bir kişinin zekât alabilmesi için temel ihtiyaçları (havaic-i asliye) ve borçları dışında 80,18 gram altın (nisap miktarı) değerinde malının veya parasının olmaması gerekir. 

Temel ihtiyaçlar; kişinin oturduğu evi, bindiği arabayı, ev eşyalarını ve mesleki aletlerini kapsar. 

Araba ve TOKİ Evi: Almayı düşündüğünüz araba ve TOKİ'den alacağınız ev sizin "temel ihtiyaçlarınız" kapsamında değerlendirilir. Ayrıca TOKİ için gireceğiniz uzun vadeli borçlar da elinizdeki nakit varlıktan düşülerek hesaplanır.  

Miras Kalan Ev Hissesi (Hocaların Yorumu): Danıştığınız hocaların size verdiği bilgi doğrudur. Babanızdan kalan evde anneniz oturduğu için o ev annenizin temel ihtiyacıdır. Ancak eğer sizin miras dışında kalan başka bir eviniz varsa; , size düşen 1/4 oranındaki hisse fıkhen "ihtiyaç fazlası mal" olarak kabul edilir. Eğer başka bir eviniz yoksa bu ev de temel ihtiyaç (havaic-i asliye) kapsamında değerlendirilir ve zekâta konu olmaz. 

Sonuç: Eğer başka bir eviniz varsa ve mirası kalan evdeki hissenin piyasa değeri 80,18 gram altın değerini geçiyorsa, bu mal ticarete konu olmasa ve satışta olmasa bile dinen "Nisab-ı İstiğna" (zekât alma yasağı ve kurban kesme/fitre verme yükümlülüğü sınırı) seviyesine ulaşmış sayılırsınız. Bu nedenle, üzerinizdeki ev hissesinin değeri nisap miktarını aştığı sürece zekât ve sadaka almanız dinen uygun değildir. 

2. Akrabanızın Durumu: Satılamayan Arsa Hissesi ve Verilen Zekâtlar 

Bu durum da sizin ev hissenizle aynı temel fıkhi kurala dayanır. 

Arsa Hissesi Zekât Almaya Engel mi?: Evet, engeldir. 

Arsa, (üzerinde oturulan bir ev olmadığı sürece) temel ihtiyaç sayılmaz. Satışta olsa da olmasa da, yıllarca satılamasa da o arsanın bir maddi değeri vardır. Akrabanıza düşen hissenin değeri 80,18 gram altını geçiyorsa, bu kişi dinen "kurban nisabına" ulaşmış (zengin) kabul edilir ve zekât alamaz. 

Şimdiye Kadar Verilen Zekâtların Durumu Nedir?: 

Diyanet İşleri Başkanlığının bu konudaki fetvası oldukça nettir: 

“Zekât mükellefi, kime zekât verdiğini araştırmalıdır. Araştırma sonucu zekât verilebilecek kişilerden olduğu kanaatine ulaştığı birisine zekât verir, daha sonra bu kimsenin zekât verilecek kişilerden olmadığı ortaya çıkarsa, zekâtı geçerli olur. Araştırma yapmaksızın zekât verir ve daha sonra bu kimsenin zekât verilebilecek kişilerden olduğu ortaya çıkarsa, zekâtı geçerlidir. Ancak böyle olmadığı anlaşılırsa, zekâtı geçerli olmaz, yeniden vermesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/352-353)” (https://kurul.diyanet.gov.tr/soru/zekat-verilen-kisinin-zengin-oldugu-ortaya-cikarsa-ne-yapmak-gerekir/0193c42d-6ac0-7adb-da06-fdcb6dd9528a). 

Sonuç: Zekâtı veren akrabalarınız, bu kişinin fakir olduğunu ve zekâta muhtaç olduğunu araştırarak, samimi bir inançla (zann-ı galip ile) bu zekâtları verdilerse verdikleri zekâtlar geçerlidir, kabul olmuştur ve yeniden vermeleri gerekmez. 

Sonrası İçin Ne Yapılmalı?: Zekât verenlerin ibadeti geçerli olmakla birlikte, bu akrabanızın nisap miktarını aşan bir mal varlığı olduğu artık bilindiği için, bundan sonra kendisine zekât verilmemesi ve kendisinin de zekât kabul etmemesi gerekir.

16.03.2026
Doç. Dr. Salih ÜLEV
Kaynak:
Doç. Dr. Salih ÜLEV